- News
- Şubat 12,2026
- BY Arakna Psikoloji
- 0 Comments
İçindekiler
ToggleHer bireyin yaşamı boyunca edindiği psikolojik, sosyal ve ekonomik kaynaklar ile bu kaynaklara erişim düzeyi birbirinden farklıdır. Eğitim, ekonomik bağımsızlık, sosyal destek ağları ve ruhsal dayanıklılık; kişinin karşılaştığı riskli durumlara nasıl tepki vereceğini belirleyen temel unsurlardır. Özellikle şiddete maruz kalan kadınlar ve çocuklar, sağlıklı bir psikolojik gelişim süreci geçirememiş ve destek kaynakları sınırlıysa, kendilerini tekrar eden bir şiddet döngüsünün içinde sıkışmış hissedebilirler.
” İlişkilerde görülen şiddet döngüsü, rastlantısal değil; belirli güç ve kontrol mekanizmalarıyla sürdürlen, tekrar eden ve zamanla şiddeti artan bir yapıyı ifade eder. Bu döngü, ilişkinin niteliğinden ya da tarafların kimliğinden bağımsız olarak benzer örüntüler izler. “
Arakna Psikoloji
İlişkilerde Şiddetin Görünmez Yüzü ve Kontrol Mekanizmaları
İlişkilerde görülen şiddet döngüsü, rastlantısal değil; belirli güç ve kontrol mekanizmalarıyla sürdürlen, tekrar eden ve zamanla şiddeti artan bir yapıyı ifade eder. Bu döngü, ilişkinin niteliğinden ya da tarafların kimliğinden bağımsız olarak benzer örüntüler izler. Şiddet yalnızca fiziksel eylemlerle sınırlanmaz; kurbanın özgürlüğünü, karar verme kapasitesini ve yaşam alanını daraltan zorlayıcı kontrol biçimi haline gelir. Bu yaklaşım, şiddetin neden çoğu zaman görünmez kaldığını açıklamada önemli bir çerçeve sunar.
İstismarcının Stratejileri: İzole Etme ve Bağımlılık
Şiddet döngüsünde istismarcı, yalnızca fiziksel zarar vermekle kalmaz; kurbanı sistemli biçimde izole etmeye, bağımlı kılmaya ve kendilik algısını zayıflatmaya çalışır. Destek mekanizmalarından uzaklaştırılan kurban, zamanla istismarcının ihtiyaçlarını kendi ihtiyaçlarının önüne koymaya başlar. Eğer kişi sağlıklı ilişki sınırlarının ve güvenli baş etme yollarının farkında değilse, bu örüntü her döngüde daha yıkıcı bir hâl alabilir.
Karpman’ın Drama Üçgeni: Kurban, Kurtarıcı ve Zorba
Bu noktada Stephen Karpman’ın Drama Üçgeni önemli bir açıklama sunar. Karpman’a göre şiddet içeren ilişkilerde taraflar sıklıkla kurban, kurtarıcı ve zorba rolleri arasında gidip gelir. Kurban, çaresiz ve güçsüz hissederken; istismarcı zaman zaman kurtarıcı rolüne bürünerek ilgili, koruyucu ya da fedakâr bir profil çizebilir. Bu geçişler, kurbanın yaşananları anlamlandırmasını zorlaştırır ve ilişkiye tutunmasına neden olur.
Kurban çoğu zaman, istismarcıyı memnun ederek, uyum sağlayarak ya da çatışmadan kaçınarak şiddeti kontrol edebileceğine inanır. Ancak bu çabaların hiçbiri şiddeti sona erdirmez. Şiddet; duygusal, psikolojik, fiziksel, cinsel, ekonomik ve sosyal biçimlerde ortaya çıkabilir. Gerilim genellikle istismarcının içsel duygusal durumları ya da dışsal stresörlerle artar; patlama evresinde ise kontrol kaybı yaşanır. Bu süreç, kurbanın davranışlarından bağımsızdır.
Şiddet Sonrası Psikolojik Tepkiler ve İnkar Mekanizması
Şiddet sonrası istismarcı, sorumluluğu reddetme, kurbanı suçlama ya da davranışını romantize etme yoluna gidebilir. Klinik psikolog Donald Dutton, istismarcı bireylerin empati eksikliği, sahiplenici tutumlar ve yoğun terk edilme korkusuyla hareket ettiğini belirtir. Bu bireyler, şiddet ile sevgi ifadelerini iç içe geçirerek karşı tarafın gerçekliği değerlendirme kapasitesini zayıflatabilir.
Bu ilişkilerde kurbanın yaşadığı suçluluk ve utanç duyguları, döngünün devamlılığını besler. Sosyal psikolog Jennifer Freyd, bireyin zarar gördüğü kişiye bağımlı olduğu durumlarda, yaşananları inkâr etmenin bir hayatta kalma stratejisi hâline gelebileceğini ifade eder. Bu durum, kurbanın yaşadığı şiddeti küçümsemesine ya da kendini sorumlu hissetmesine yol açabilir.
Döngüyü Kırmak: Farkındalık ve Yeniden Güçlenme
Şiddet döngüsünü kırabilmek için, kişinin bu güç ve rol örüntülerinin farkına varması ve sağlıklı destek mekanizmalarına yönelmesi gereklidir. Aile, sosyal çevre, sivil toplum kuruluşları, ruh sağlığı uzmanları ve hukuki destek sistemleri; bu sürecin temel dayanaklarını oluşturur. İyileşme, yalnızca ilişkiden fiziksel olarak uzaklaşmakla değil; aynı zamanda psikolojik olarak yeniden güçlenmekle mümkündür.
Sonuç olarak şiddet, bireysel bir ilişki sorunu değil; güç, kontrol ve bağımlılık üzerinden şekillenen sistematik bir süreçtir. Bu döngüden çıkış, kişinin suçluluğunu değil; maruz kaldığı yapısal şiddeti fark etmesiyle ve destek alma hakkını kullanmasıyla mümkün olur.


