- News
- Şubat 13,2026
- BY nesimisemih.z2@gmail.com
- 0 Comments
İçindekiler
ToggleÇocuklar duygularını her zaman sözcüklerle ifade edemezler. Özellikle küçük yaşlarda ve ergenlik döneminde, davranışlar çoğu zaman birer mesajdır. Ebeveynlikte en önemli becerilerden biri, bu mesajları doğru okuyabilmek ve davranışın ardındaki ihtiyacı fark edebilmektir.
“Jean Piaget’nin yaklaşımına göre çocuk, bulunduğu gelişim döneminin sınırları içinde dünyayı anlamlandırır. Bu nedenle bir davranış, çoğu zaman çocuğun “kasıtlı” bir tercihi değil; gelişimsel kapasitesinin bir yansımasıdır.”
Arakna Psikoloji
1. Davranış Bir Sonuçtur, Neden Değil
Çocuk psikolojisi uzmanları, davranışın tek başına ele alınmaması gerektiğini vurgular. Jean Piaget’nin yaklaşımına göre çocuk, bulunduğu gelişim döneminin sınırları içinde dünyayı anlamlandırır. Bu nedenle bir davranış, çoğu zaman çocuğun “kasıtlı” bir tercihi değil; gelişimsel kapasitesinin bir yansımasıdır.
Davranışların Dilini Çözmek:
Öfke patlamaları : Duyguyu düzenleyememe
İnatçılık : Kontrol ihtiyacı
İçine kapanma : Güvensizlik ya da anlaşılmama hissi
Bu davranışlar “sorun” değil, bir ihtiyacın işareti olarak ele alındığında anlam kazanır.
2. “Kötü Davranış” Yoktur, Karşılanmamış İhtiyaç Vardır
Dr. Ross Greene, çocukların yapabildiklerinin en iyisini yaptıklarını söyler. Bir çocuk zorlayıcı davranış sergiliyorsa, bu genellikle:
Henüz öğrenemediği bir beceri,
Yönetemediği yoğun bir duygu,
Ya da karşılanmamış bir duygusal ihtiyaç olduğunu gösterir.
Bu bakış açısı, ebeveynin cezalandırıcı değil, anlamaya çalışan bir tutum geliştirmesine yardımcı olur.
3. Davranışları Okurken Sorulması Gereken Temel Sorular
Davranışı bastırmak yerine kökenine inmek için kendinize şu soruları sorun:
Bu davranış ne zaman ortaya çıkıyor?
Öncesinde ne yaşandı? (Okul, arkadaş, aile içi bir durum)
Çocuğum bu davranışla ne anlatmaya çalışıyor olabilir?
Bu davranış tekrar ediyorsa, hangi ihtiyacı karşılanmıyor?
4. Duygusal Okuryazarlık: Anlamanın Anahtarı
Daniel Goleman’ın duygusal zekâ yaklaşımına göre, çocuklar duygularını tanıdıkça davranışlarını daha sağlıklı yönetirler. Ebeveynin “Bunu yapman yanlış” demek yerine; “Sanırım çok kızgınsın / üzgünsün / hayal kırıklığına uğradın” demesi, çocuğun sakinleşmesini ve öğrenmeye açık hale gelmesini sağlar.
5. Sessiz Davranışlar da Mesaj Taşır
Davranış okuma yalnızca taşkınlıkları fark etmek değildir. Klinik psikologlar şu “sessiz” sinyallere de dikkat çeker:
Aşırı uyumlu olma
Sürekli onay arama
Duygularını bastırma
“Sorun çıkarmayan çocuk” rolü
Bu durumlar, çocuğun kendi ihtiyaçlarını geri plana ittiğinin ve duygusal bir yük taşıdığının göstergesi olabilir.
6. Ebeveynin Tutumu Belirleyicidir
John Bowlby, çocuğun duygusal güvenliğinin ebeveynin tepkileriyle şekillendiğini belirtir.
Sert ve yargılayıcı tepkiler: Savunma ve kapanma yaratır.
Sakin, tutarlı ve anlayışlı tepkiler: Güven ve iş birliği yaratır.
Çocuklarımız bize davranışlarıyla şunu söyler: “Beni anlamaya çalış.” Davranışa odaklanmak yerine, arkasındaki duyguyu ve ihtiyacı görebilen ebeveynler; çocuklarının ruhsal gelişimini destekler ve uzun vadede daha sağlıklı bir ilişki kurar. Unutulmamalıdır ki; anlaşılan çocuk değişir, baskılanan çocuk değil.

