- News
- Şubat 13,2026
- BY nesimisemih.z2@gmail.com
- 0 Comments
İçindekiler
ToggleDijital dünya, çocuklar ve ergenler için öğrenme, sosyalleşme ve kendini ifade etme açısından büyük fırsatlar sunarken; aynı zamanda mahremiyet ihlali, siber zorbalık ve dijital istismar gibi ciddi riskleri de beraberinde getirmektedir. Bu noktada ebeveynlerin bilinçli, ilgili ve rehberlik eden bir rol üstlenmesi hayati önem taşır.
“Dijital ortamda sınırların net olmaması, çocukların yanlış davranışları normalleştirmesine yol açabilir.”
Arakna Psikoloji
Dijital Mahremiyet Nedir?
Dijital mahremiyet; çocuğun kişisel bilgilerinin, fotoğraflarının, mesajlarının ve çevrimiçi davranışlarının korunması anlamına gelir. Paylaşılan her içeriğin kalıcı olabileceği ve kontrol dışına çıkabileceği unutulmamalıdır. Psikolog ve sosyolog Sherry Turkle, dijital ortamların insan ilişkileri üzerindeki etkisini vurgularken şu noktaya dikkat çeker:
“Teknoloji bize bağlanmış hissettirebilir, ancak çoğu zaman gerçek anlamda korunmuş ya da anlaşılmış hissettirmez.”
Bu durum, çocukların çevrimiçi ortamlarda kendilerini olduğundan daha güvende hissetmelerine ve riskli paylaşımlar yapmalarına neden olabilir.
Siber Zorbalık ve Dijital İstismar
Siber zorbalık; hakaret, tehdit, küçük düşürme, dışlama veya özel bilgilerin izinsiz paylaşılması gibi davranışları kapsar. Dijital istismar ise çocuğun manipülasyon, baskı, cinsel içerikli mesajlara maruz kalma veya zorla içerik paylaşmaya yönlendirilmesi gibi daha derin zararlar içeren durumları ifade eder.
Zorbalık alanında öncü çalışmaları bulunan psikolog Dan Olweus, zorbalığın etkisini şu şekilde açıklar:
“Zorbalık, yalnızca anlık bir zarar değil; çocuğun benlik algısını ve ruh sağlığını uzun vadede etkileyen bir travmadır.”
Sanal ortamda yaşanan zorbalık, yüz yüze zorbalığa kıyasla daha sürekli ve kaçınılmaz hissedilebilir; çünkü çocuk evinde dahi bu saldırılardan uzaklaşamayabilir.
[Image suggestion: A child sitting alone with a tablet, looking worried, representing digital isolation and cyberbullying]
Çocuklar Neden Daha Savunmasız?
Gelişim psikoloğu Albert Bandura, çocukların davranışları gözlem ve taklit yoluyla öğrendiğini belirtir. Dijital ortamda sınırların net olmaması, çocukların yanlış davranışları normalleştirmesine yol açabilir. Ayrıca klinik psikolog Jean Twenge, dijital çağda büyüyen çocukların daha kırılgan olabildiğine dikkat çeker:
“Sürekli çevrimiçi olmak, gençlerin ruhsal dayanıklılığını zayıflatabilir ve olumsuz geri bildirimlere karşı daha hassas hale getirebilir.”
Ebeveynler Ne Yapabilir?
Açık iletişim kurun: Yasaklayıcı değil, konuşmaya açık bir tutum benimseyin. Çocuğunuzun dijital deneyimlerini yargılamadan dinleyin.
Mahremiyet bilinci kazandırın: Kişisel bilgilerin ve fotoğrafların kimlerle, neden paylaşılmaması gerektiğini yaşına uygun şekilde anlatın.
Dijital sınırlar belirleyin: Ekran süresi, kullanılan platformlar ve gizlilik ayarları konusunda birlikte kararlar alın.
Uyarı işaretlerini tanıyın: İçine kapanma, ani ruh hali değişimleri, okula gitmek istememe gibi belirtiler dijital zorbalığın işareti olabilir.
Rol model olun: Kendi dijital davranışlarınızla çocuğunuza örnek olun.
Dijital dünya çocuklar için ne tamamen tehlikeli ne de tamamen güvenlidir. Asıl belirleyici olan, ebeveyn rehberliği ve bilinçli kullanımdır. Çocuğunuzun sanal ortamda yalnız olmadığını hissetmesi, karşılaşabileceği risklere karşı en güçlü koruyucu faktörlerden biridir. Unutulmamalıdır ki; güvenli bir dijital deneyim, kontrolle değil ilişkiyle mümkündür.

