- News
- Şubat 12,2026
- BY nesimisemih.z2@gmail.com
- 0 Comments
İçindekiler
ToggleBireylerin kurduğu duygusal ilişkiler, yalnızca içinde bulunulan ilişkiyle sınırlı değildir. Önceki ilişki deneyimleri, kişinin bağlanma biçimini, güven algısını ve duygusal hassasiyetlerini önemli ölçüde etkiler. Özellikle olumsuz şekilde sonlanmış, ani bitmiş, yarım kalmış ya da yoğun duygularla yaşanmış ilişkiler, sonraki ilişkilere bilinçli ya da bilinçdışı izler bırakabilir. Bu izler, kişinin yeni bir ilişkiye nasıl yaklaştığını, neye karşı daha temkinli ya da hassas olduğunu ve yakınlık kurma sürecinde hangi savunmaları geliştirdiğini belirler.
” İlişki memnuniyetini belirleyen asıl unsur, iki bireyin oluşturduğu sinerjinin her iki tarafın öz kaynaklarını beslemesidir. Karşılıklı ihtiyaçların gözetildiği bir ekosistem, sadece bir beraberlik değil, aynı zamanda bireysel psikolojik dayanıklılığı artıran bir güven alanıdır. “
Arakna Psikoloji
İçsel Çalışma Modeli ve Güven Algısı
John Bowlby, erken dönem ilişki deneyimlerinin bireyin tüm yaşamı boyunca kuracağı ilişkiler için bir “içsel çalışma modeli” oluşturduğunu ifade eder. Yetişkinlikte yaşanan romantik ilişkiler de bu modelleri yeniden harekete geçirir. Bu nedenle geçmişte yaşanan ilişki kayıpları, terk edilme deneyimleri ya da duygusal olarak tamamlanmamış ayrılıklar, yeni ilişkilerde güven kurmayı zorlaştırabilir.
Savunma Mekanizmaları: Aşırı Temkinlilik ve Tekrar Örüntüleri
Bazı bireyler, geçmişte yaşadıkları olumsuz deneyimleri tekrar yaşamamak adına yeni ilişkilerde aşırı temkinli, mesafeli ya da kontrolcü bir tutum geliştirebilir. Bu durum, ilişkiye başlarken yoğun bir güvensizlik hissinin ortaya çıkmasına ve partnerin davranışlarının sürekli olarak tehdit olarak algılanmasına yol açabilir.
Diğer yandan, bazı bireylerde bunun tam tersi bir süreç gelişebilir; kişi farkında olmadan benzer ilişki örüntülerini tekrar eder. Bu tekrarlar çoğunlukla tanıdık gelen ilişki dinamiklerinin “güvenli” hissedilmesiyle ilişkilidir. Her iki durumda da birey, geçmiş deneyimlerin etkisiyle mevcut ilişkiyi kendi bağlamı dışında değerlendirme riski taşır.
Sahte Uyum ve Bastırılan İhtiyaçlar
Psikanalist Donald Winnicott, bireyin ilişkilerde kendini güvende hissetmediği durumlarda sahte uyum geliştirebileceğini ve gerçek ihtiyaçlarını bastırabileceğini belirtir. Bu durum, özellikle önceki ilişkilerde duygusal incinmeler yaşamış bireylerde daha sık görülür. Kişi, ilişkinin sürmesi adına kendi sınırlarını geri plana atabilir ya da sürekli onay arayışı içine girebilir. Bu da ilişkinin sağlıklı bir zeminde ilerlemesini zorlaştırır.
Mevcut İlişkiyi Kendi Bağlamında Değerlendirmek
Her ilişkinin kendi dinamikleri içinde değerlendirilmesi önemlidir. Yeni bir ilişkiye geçmiş deneyimlerin yarattığı yargılarla başlamak, henüz yaşanmamış durumlara karşı savunma geliştirilmesine neden olabilir. Bu durum hem bireyin hem de partnerin ilişki içinde kendini güvende hissetmesini zorlaştırır.
Bu nedenle partneri değerlendirme sürecinin varsayımlar üzerinden değil, gözlemlenen davranışlar ve zaman içinde oluşan deneyimler üzerinden yapılması daha sağlıklı bir yaklaşım sunar.
Bir ilişkinin olumlu ya da olumsuz şekilde sonlanması, bireyin sonraki ilişkilerini etkileyebilir; ancak bu etki kaçınılmaz bir kader değildir. Süreci nasıl yöneteceği, hangi tepkileri vereceği ve hangi sınırları çizeceği büyük ölçüde bireyin farkındalığına bağlıdır. Geçmiş deneyimlerin tanınması, duygusal tepkilerin anlaşılması ve gerekirse profesyonel destek alınması, daha sağlıklı ve sürdürülebilir ilişkiler kurmanın temelini oluşturur.


