- News
- Şubat 12,2026
- BY Arakna Psikoloji
- 0 Comments
İçindekiler
ToggleBirçok insan ilişkilerinde şu cümleyi kurar: “Hep aynı şeyleri yaşıyorum.” Farklı kişiler, farklı şartlar… ama sonuç çoğu zaman tanıdıktır. İlişkide tekrar eden çatışmalar, bitmeyen hayal kırıklıkları ve çıkış yolu bulunamayan bir döngü hissi. Psikoloji bu durumu “zayıflık” ya da “yanlış seçim” olarak değil; bilinçdışı öğrenmelerin, duygusal ihtiyaçların ve bağlanma örüntülerinin doğal bir sonucu olarak ele alır.
” ‘Aynı döngünün içindeyim’ hissi, aslında ruhunuzun size verdiği bir sinyaldir. Farklı yüzlerle karşılaşsanız da benzer düğümlerde takılıp kalmanız, karakterinizin zayıflığından değil, zihninizin bildiği ama henüz çözemediği eski şablonları tekrar etmesinden kaynaklanır. Bu döngüyü kırmak için suçluyu dışarıda aramak yerine, bilinçdışımızın bizi neden hep aynı limanlara sürüklediğini anlamamız gerekir. “
Arakna Psikoloji
Tanıdık Olan Güvenli Gelir: Bağlanma Biçimleri
Bağlanma kuramının kurucusu John Bowlby, insanın ilişkilerde çocuklukta öğrendiği bağlanma biçimlerini yeniden üretme eğiliminde olduğunu söyler. Bu bağlanma biçimleri sağlıklı olmasa bile, tanıdık oldukları için “güvenli” hissedilirler.
Klinik psikolog Sue Johnson, yetişkin ilişkilerinde yaşanan tekrar eden çatışmaların çoğunun, aslında şu temel sorudan beslendiğini belirtir: “Sen benim için orada mısın?” Bu soru yanıtlanmadığında, çiftler farkında olmadan aynı duygusal dansı tekrar eder.
Bilinçdışı Tekrar: Geçmişi Tamamlama Çabası
Psikanalitik yaklaşımın öncülerinden Sigmund Freud, insanların çözülmemiş duygusal deneyimleri tekrar tekrar yaşama eğiliminde olduğunu ifade eder. Bu durum, bireyin geçmişte eksik kalan bir duyguyu bu kez “farklı bir sonla” tamamlamaya çalışmasından kaynaklanır. Örneğin:
Ulaşılmaz bir ebeveynle büyüyen birinin, duygusal olarak mesafeli partnerlere çekilmesi.
Sürekli eleştirilen bir çocuğun, onay vermeyen ilişkilerde kalması.
Bu tekrarlar bilinçli bir seçim değil; yarım kalmış bir duygusal hikâyeyi tamamlama umududur.
Duygusal Şemalar ve Kendini Doğrulayan İlişkiler
Psikolog Jeffrey Young’ın şema terapisi yaklaşımına göre, çocuklukta oluşan temel inançlar (terk edilirim, yeterli değilim, sevilmeye layık değilim gibi) yetişkin ilişkilerinde aktif hale gelir. Bu şemalar; kişinin partner seçimlerini, çatışma anındaki tepkilerini ve ilişkide kalma ya da kaçma davranışlarını şekillendirir. Döngü, çoğu zaman şemanın kendini doğrulamasıyla devam eder: “Bak, yine terk edildim.”
Değişim Kaygısı: Döngü Tanıdık, Belirsizlik Korkutucu
İlişkilerde döngünün sürmesinin bir diğer nedeni de değişim korkusudur. Var olan ilişki acı verici olsa bile, bilinen bir acıdır. Bilinmeyen ise daha tehdit edici algılanır. Varoluşçu psikolog Irvin Yalom, insanların çoğu zaman acıdan çok belirsizliğe tahammül etmekte zorlandığını vurgular. Bu nedenle kişi, mutsuz olduğu ilişkide kalmayı; yalnız kalma, reddedilme ya da kimlik kaybı korkusuna tercih edebilir.
İlişkide Roller ve Duygusal Kilitlenme
Aile terapisti Murray Bowen, ilişkilerde bireylerin farkında olmadan roller üstlendiğini ve bu rollerin ilişkiyi kilitlediğini söyler. Kurtarıcı, fedakâr, suçlanan ya da geri çekilen roller; zamanla ilişki dinamiğini sabitler. Bu roller sorgulanmadığında aynı tartışmalar, aynı kırılmalar ve aynı barışmalar kaçınılmaz hale gelir.
Döngü Nasıl Kırılır?
Döngü, partner değiştirerek değil; farkındalık geliştirerek kırılır. Bu süreçte şunlar kritik önem taşır:
Kişinin kendi bağlanma stilini tanıması.
Tekrar eden ilişki temalarını fark etmesi.
Duygusal tetikleyicilerini ayırt edebilmesi.
Gerekirse psikolojik destek alması.
Sue Johnson’ın ifadesiyle, değişim şu soruyla başlar: “Bu ilişkide ben hangi duygusal ihtiyacımı, nasıl talep ediyorum?”
İlişkilerde tekrar eden döngüler, kişinin hatası değil; öğrenilmiş duygusal haritaların bir sonucudur. Ancak öğrenilen her şey, yeniden öğrenilebilir. Döngü kırıldığında aslında değişen şey ilişki değil; ilişkiye gelen kişinin kendisidir.


